Site AnasayfaAnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 CEMEL VAKASI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
osmndrmz
moderatör
moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 48

MesajKonu: CEMEL VAKASI   Paz Tem. 12, 2009 8:29 am

CEMEL VAKASI (Hicri 36 miladi 656)

Üçüncü halife Hz Osman'ın isyancılar tarafından şehit edilmesi üzerine (17 haziran 656) medine'de bulunan ashab Ali bin Ebu Talip'i halifeliğe getirdi.Hz Ali'yi bekleyen en önemli mesele Hz Osman'ın katillerini bulup cezalandırmaktı.Ancak ortada belirli bir katil yerine 'Osman'ı hepimiz öldürdük' diyen bir isyancı topluluk mevcuttu ve şehre hakim olan bu asilerle hemen başa çıkılamayacağı açıktı.Öte yandan yeni halifeye yalnız Medine'de biat edilmiş,diğer vilayetlerin durumu henüz aydınlanmamıştı.Halife biata yanaşmadıkları için Hz Osman tarafından tayin edilen valilerin bir kısmını değiştirme kararı almış bun öğrenen Talha bin Ubeydulah Basra,Zübeyr bin Avvam Kufe valiliğini istemiş ancak onların bu isteği kabul edilmemişti.Bunun üzerine Talha ile Zübeyr halifeden umre için Medine'den ayrılma izni istemişler, bu izin de dört ay sonra verilmişti.
Hz Aişe hilefetinin son dönemlerinde Hz Osman'ı çeşitli vesilelerle tenkit etmiş ve halifenin şehri terketmemesi ricasına rağmen isyan başladıktan sonra hac için Mekke'ye gitmişti.Haccını tamamlayarak Medine'ye dönmek üzere yola çıkan fakat Osman'ın şehit edilip yerine Ali'nin halife seçildiğini öğrenen Aişe geri döndü ve Mekke'de halka hitaben Hz Osman'ın mazlum olarak öldürüldüğü konusundaki meşhur konuşmasını yaptı.Bu arada Hz Osman'ın ölümünden Hz Aişe'yi sorumlu tutanlar olmuşsa da Aişe ileri sürülen iddiaları reddederek bu hususta herhangi bir kusurunun bulunmadığını ısrarla belirtmiştir.
Hz Osman'ın şehit edilmesinden sonra Medine'den uzaklaşan Emevi ailesi mensubları ile Osman'ın Basra ve Yemen valileri vilayetlerinin beytülmalında bulunan para ve savaş malzemeleriyle Mekke'ye gelerek Aişe'ye katıldılar.Umre için yola çıkan Talha ile Zubeyr'de Mekke'ye gelip Hz Aişe'nin safında yer aldılar.Mekke'de '' Osman'ın kanını talep için'' Hz Aişe'nin önderliğinde oluşan topluluk uzun müzakerelerden sonra Medine'ye giderek isyancılara karşı çıkmak yerine Hz Osman'ın Basra valisi Abdullah bin Amir'in ısrarı üzerine Basra'ya gitmeye karar vermişlerdi.O sırada Mekke'de bulunan Hz peygamberin diğer zevceleri Hz Aişe'yi zatüırk mevkiinde ağlayarak uğurladılar.Daha sonraları bugün ağlama günü (yevmün nahib) diye anılmıştır.
Hz Aişe ''asker'' adlı meşhur devesinin üzerinde Mekke'den yola çıktığı zaman yanında 3000 dolayında kuvveti vardı.Önce zatüırk sonrada Merruzzahran'da zaferin kazanılması durumunda halifenin kim oılacağı tartışılmaya başlandı.Osman'ın Kufe valisi Said bin As hilafetin Abdulmenaf (ümeyye) oğullarından alınamayacağını dolayısıyla Hz Osman'ın oğullarından birinin halife olması gerektiğini ileri sürerek taraftarlarıyla birlikte topluluktan ayrıldı.Muğire bin Şu'be de ona katıldı.böylece Hz Aişe Talha ve Zübeyr yaklaık 1000 kişilik bir kuvvetle Basra önlerine ulaşabildiler.Yolda köpek havlamalarını duyan Aişe nerede olduklarını sormuş Hav'eb suyu civarında bulunduklarını öğrenince Hz peygamberin zevcelerine hitaben ''Acaba hanginize Hav'eb köpekleri havlayacak?''dediğini hatırlamış ve onun bu hareketi tasvip etmediğine kani olarak yola devam etmekten vazgeçtiğini söylemişti.Bunun üzerine Abdullah bin Zübeyr ile birlikte bir grup sahabi bulundukları yerin adını belirleyen rehberin yanıldığını ısrarla söylemişler,Zübeyr bin Avvam'da ''Belki Allah teala senin sayende müminlerin arasını düzeltecektir.'' diyerek onu yola devam etmeye ikna etmişlerdi.
Basra valisi Osman bin Huneyf Hz Aişe'nin kuvvetleriyle birlikte Basra yakınlarına geldiğini haber alınca maksatlarını öğrenmek amacıyla kendilerine İmran bin Husayn ile Ebu-l Esved ed-Düeli'yi gönderdi.Hz Aişe gayelerinin isyancı takımın bozduğu barış ve düzeni geri getirmek ,mazlum olarak öldürülen Hz Osman'ın katillerini cezalandırmak ve müslümanların arasını düzeltmek olduğunu bildirmiş,Talha ile Zübeyr'de aynı görüşelere katıldıkalrını ,ayrıca kendilerinin Ali bin Ebu Talib'e zorla biat ettirildiklerini söylemişlerdi.Bu gelişmeler üzerine Basralılar ikiye arılmış ve sert münakaşalara başlamışlardı.
Hz Ali Basra'da olup bitenler hakkında yolda bilgi alınca hemen Osman bin Huneyf'e bir mektup göndererek Talha ile Zubeyr'in kendisine biatları sırasında hiçbirşekilde zor kullanılmadığını bildirmişti.Bunun üzerine Osman, Ali bin Ebu Talib'in haklılığını ileri sürerek diğerlerinin Basra'yı terketmelerini söyledi.
Basra'lı taraftarlarından müşterek biat alan Talha ile Zübeyr kumandayı birlikte yürütecekler, amaz daha önceleri olduğu gibi Zübeyr'in oğlu Abdullah ve Talha'nın oğlu Muhammed tarafından kıldırılacaktı.
Vali Ebu Musa el-Eş'ari tarafsız kalmayı tercih ediyordu.Bunun üzerine Malik el-Eşter, Hz Ali'nin izniyle duruma el koymak için Kufe'ye gitti ve Ebu Musa'nın konağını ele geçirdi.
Hatta Zübeyr Ali'nin kendisine, Hz Peygamberin, Ali ile haksız yere mücadele edeceğine dair sözlerini hatırlatması üzerine bu işten vazgeçmek istediğini Aişe'ye bildirdi.Ancak oğlu Abdullah onu korkaklık ve döneklikle suçladı..Bu sırada kimse ne olduğunu anlamadan iki tarafta kendisini savaş içerisinde buldu.Halbuki taraflar adamlarına, karşıdan bir saldırı olmadan kesinlikle savaşı başlatmamalarını emretmişlerdi. Diğer bir rivayette Hz Osman’ın katillerinin anlaşmadan sonra Hz Osman’ın kanına karşılık kendilerinin cezalandırılacağını bildiklerinden bunlar bir araya gelerek bir fikir ortaya attılar.Katillerden İbn-i Sebe şöyle dedi:’’Bu sulh gerçekleşirse bizim sonumuz olur.Hz Osman’ın kanına karşılık bizim kanımız istenecektir.Öyle ise bu sulhun gerçekleşmemesi için bir hile düşünmeliyiz.Bizim gücümüz insanların aralarının bozulup karışmasındandır öyle ise hile yaparak aralarını bozun.Yarın insanlar karşı karlıya geldiğinde harbi başlatın,düşünmelerine fırsat vermeyin.Böylece beraber olduğunuz kimse harbten kaçınmaya fırsat bulamayacak,Allah da Ali,Talha ve Zübeyr’i istediğiniz o anlaşmayı yapamayacak kadar meşgul edecektir.’’ Burada ikinci rivayet daha kesindir.Çünkü Peygamberimizin ashabı korkaklık ve döneklik gibi sıfatlandırılacaklarından korkmazlardı.Bu da savaşın bir sebebi olamaz.
İbn-i Sebe ve taraftarlarının yaptığı bu hileden tabiki insanların haberi yoktu.Hz Ali’nin elçisi Ka’ka’nın arabulucuğuyla barış sağlanma safhasına gelmişti.Hatta halk sulh yapılacağından şüphe etmiyordu.O gece halk bu büyük olaydan hayır ve afiyet umarak gece istirahatine çekildi.Sebeiler sabahın alaca karanlığında kalktı Hz Aişe’nin askerleri arasına silahlı ajanlar yerleştirdieler. Talha ve Zübeyr bunların e olduğunu sorunca onlar;Kufeliler gece bize baskın yaptı dediler.Onlar da zaten Ai’nin kan dökmeden haram olan şeyi helal görmeden bu işe bir son vereceğini ve bize itaat etmeyeceğini anlamıştık dediler.Hz Ali’ye bu durum soruldu.Sebeiler,yapmak istedikleri şeyi kendisine haber veren bir adamı Hz Ali’nin yakın çevresine sokmuşlardı.Bu adam Hz Ali’ye; ‘’Onlardan bir grup insanın bizimle gecelemek istediğine şahit olduk ve bunları geldikleri yere gönderdik.’’ Dedi.Bunun üzerine Hz Ali’de ‘’Zaten ben anlamıştım Talha ve Zübeyr’in kan dökmeden bu işe son vereceklerini haramı helal sayacaklarını ve onların bize itaat etmeyecekleri belli idi’’ dedi. O anda iki fırka da savaşmaktan başka çare bulamadı.
Hz Aişe ile Hz Ali savaşı durdurmak için gayret sarfetmişlerse de çarpışmalar bütün şiddetiyle devam etti.Hz Aişe feryatların bir işe yaramadığını görünce Ka2b'a ön saflara koşarak barış için bağırmasını ve Kur'an'ın hakemliğini istemesini emretti.Fakat Ka'b bu sırada öldürüldü.İyi bir kumandana sahip olmayan Hz Aişe kendi safındakilerin kaçmasını önlemeye çalışıyor, ancak birden bire şiddetlenen savaş özellikle Hz Aişe'nin etrafında cereyan ediyordu.Onun içinde bulunduğu hevdece oklar yağarken kendisini korumak için Abdullah bin Talha dahil yaklaşık yetmiş kişi burada can verdi.Hz Ali,savaşın Hz Aişe'nin bindiği devenin etrafında devam ettiğini görünce devenin öldürülmesini emretti: onun öldürülmesiyle bir anlamda savaş da sona ermiş oldu.Hz Aişe savaşı devenin üzerinden idare ettiği için islam tarihinde bu olaya ''Vak'atü'l-cemel'' denilmiştir.
Talha savaşın daha başlarında rivayete göre Mervan bin Hakem tarafından atılan bir okla öldürülmüştü.Zübeyr ise savaş meydanından uzaklaşmakta iken Vadissiba'da Ahnef bin Kays'ın kabilesine mensub bir kişiş tarafından öldürüldü.Hz Aişe'nin devesi düşer düşmez Ali taraftarın olan kardeşi Muhammed ve ayrıca Ammar bin Yasir hemen yanına koşarak onu kalabalıktan uzaklaştırdılar.Hz Aişe yanına gelen Hz Ali'ye ''Sen galip geldin,artık müsamahalı davran'' dedi.Hz Ali'de hem Hz Aişe'ye hem de onun yanında savaşa katılanlara son derece iyi davrandı.Savaşta ölen müslümanları bizzat gömdürdü ve Basra'ya girmeden önce ordusuna yağmadan sakınmalarını ve kimseye dokunmamalarını emretti.Medine'ye dönmek üzere Basra'dan ayrılacağı sırada Hz Aişe'yi bizzat uğurlamaya gitti.Hz Aişe
‘’Hz Ali ile geçmişte aramda olan şey,bir kimsenin kayın validesi ile arasında geçen şeyler nevinden kalacaktır.Yine benim nezdimde Ali razı olunan kimselerdendir.’’
Hz Ali’de ‘’Ey insanlar Hz Aişe doğru söylemiş ve itaatkar davranmıştır.Onun ile benim aradaki şey dediği gibidir.O,hem dünya ve hem ahirette peygamberimizin hanımıdır.’’
Böylece Hz Aişe recep 36(m:656) başalrında Basra’dan çıktı kendisini Hz Ali birkaç mil uğurladı ve oğlunun da onunla br gün yolculuk etmesini emretti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
CEMEL VAKASI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HAVZA İHL MEZUNLARI FORUMU :: İSLAM :: GENEL İSLAMİ KONULAR-
Buraya geçin: